2 Ocak 2012 Pazartesi

Entelköy Efeköy'e Karşı


Oscar Adayı Dondurmam Gaymak'ın yönetmeni Yüksel Aksu'nun ikinci filmi 'Entelköy Efeköy'e Karşı' , entel'lerle efe'leri karşı karşıya getiren tam bir ege filmi.Başrollerinde Şahin Irmak ve Ayşe Bosse'nin olduğu filmde Bulutsuzluk Özleminin solisti Nejat Yavaşoğulları ve Kafa Dengi programından tanıdığmız Selahattin Yusuf da rol alıyor.

Termik santralin köylerine büyük hizmet olacağını düşünen efe'lerle , doğayı mahvedeceğini düşünen entel'lerin tatlı sert mücadelesi filmin temelini oluştururken vermek istediği mesaj sonunda sanki biz anlamamışız gibi Yüksel Aksu tarafından açıklansa da doğayı koruma açısından büyük önem taşıyor.Film bu açıdan incelendiğinde Ege'nin bağrından insanları ve Şahin Irmak'ın müthiş oyunu ile vakit ayrılabilecek eğlenceli bir yapım olarak göze çarpıyor , fakat film boyunca ağızlardan eksik olmayan tek şey küfür oluyor.Ege insanı hem küfürde hem şivede bu kadar aşırı mıdır? Her yıl bir en az bir ayımı Ege'de geçirdiğim için öyle olduğunu pek sanmıyorum.Bu aşırılık Topraktan yapılan heykellerin belirli uzuvlarının devamlı olarak kullanılmasında da karşımıza çıkıyor malesef.Cem Yılmaz'la ilk örneğini gördüğümüz espri değeri pek taşımayan heykeller bu filmde gereksiz yere abartılmış ve hiç hoş olmamış.Tüm bunlar göz önüne alındığında vasat bir film olarak görülebilecek 'Entelköy Efeköy'e Karşı' verdiği mesaj göz önüne alındığında 'vakit ayrılabilir' bir film olmaktan öte gidemiyor malesef..



Kaymakam olarak Selahattin Yusuf tercihi tartışılabilir çünkü oyunculuk geçmişi olmadığı çok belli olduğu için pek bi sırıtmış kafa dengi ;)

1 Ocak 2012 Pazar

Nokta


Derviş Zaim'in hat sanatını işleyen filminin inanılmaz güzel kapağı..
Yönetici olunca ne yapacaksın?


Önce ilk şoku atlatacaksın. Daha düne kadar burun kıvırdıklarından biri şimdi sen oldun. Alışacaksın. Eleştirmenin tatlı ağırlığı artık başkalarına ait, sen sorumluluk taşıyacak, çözüm bulan olacaksın. Liderliğini kabul ettireceksin. Dayatma ile olmaz, insanları kazanmanın yolunu bulacaksın. Eğer çocukların varsa, ebeveynlik ile yöneticilik arasındaki ortak noktaları hızlıca fark edeceksin. Edersen işin kolaylaşır. Bir defa devamli izlendiğini bileceksin. İnsanlar söylediklerine değil, yaptıklarına bakacaklar. Sonra da senin yaptıklarını yapacaklar. Dikkatli olacaksın, boş bulunmayı unutacaksın. Rol modelin sadece son moda ve teorik bir ifade olmadığını yaşayarak öğreneceksin. Sinirlenecek, dişlerini sıkacak, öfkeni kontrol edip, gülümseyeceksin.
Arada kalacaksın. Patronla, çalışanlar arasında. İş ortakları ile kendi satış organizasyonun arasında. Tedarikçiler ile satın alma organizasyonu arasında. Yöneticin ile sana direkt bağlı kişiler arasında. Tost olmaya alışacaksın. Hani o sık kullanılan laftaki gibi zevk almaya çalışacaksın. Şirketin bakış açısı diye bir şey olduğunun farkına varacak, iyi anlamaya ve anlatmaya çalışacaksın. İnsanlarla uğraşmanın hem dünyanın en keyifli, öğretici, geliştirici şeyi olduğunu görecek, hem de dünyanın en zor işinin dayanılmaz ağırlığını omuzlarında hissedeceksin. İletişim kanallarını hep açık tutacak, ulaşılır olacaksın. Her problemi çözmeye, her sorunu ortadan kaldırmaya, her değişikliği hayata geçirmeye gücünün yetmeyeceğini gördüğün zaman demoralize olmayacaksın, yapabileceklerine odaklanacaksın.
Sahi hala Yönetici olmak istiyor musun?

SERDAR URÇAR Hewlett-Packard (HP) TÜRKİYE CEO'SU..

30 Aralık 2011 Cuma

Bornova Bornova


Bornova Bornova (2009) , Made in Europa(2007) filminin de yönetmeni olan İnan Temelkuran'ın ikinci filmi.Başrollerinde Öner Erkan , Kadir Çermik ve Damla Sönmez'in oynadığı film , sebebini Kenan Evren'in '' "Yarının teminatı olan evlatlarımızın Atatürk ilkeleri yerine yabancı ideolojilere yetişerek sonunda birer anarşist olmasını önleyecek tedbirler alınacaktır" sözünde arayacağımız , sonucunu ise Demet Akalın'ın "Saygıyla, korku eşdeğer yürüyor. Ben boşanalım dediğimde kocam bana iki tokat atsaydı, ben dururdum" sözünde göreceğimiz yozlaşmışlığın filmi olarak karşımıza çıkıyor. Müziğin neredeyse kullanılmadığı ,bol diyaloglara dayalı filmde ülkenin her yerinde görebileceğimiz çok atan çok satan , asan kesen bakkal köşesi 'abi'lerinin ve onların mahvettiği , boğazına kadar pisliğe batmış gençlerin , 'ne olacak bu gençliğin hali' dedirten yaşamları , gerçekçi ve samimi bir pencereden izleyiciye sunuluyor.Karakterlerin hayatın birebir içinden seçildiği Altın Portakal En iyi film ödüllü Bornova Bornova ; izlenip üzerine düşünülmesi gereken filmlerden biri..



I am worried about my grade ;)


çok eğlenceli ;)

28 Aralık 2011 Çarşamba

Shine


''Because there is light at the end of the tunnel'

Shine(1996) , acımasız bir babanın dahi bir piyanist olan oğlu David Helfgott'un trajik hayatını anlatan etkileyici bir film.Oscar ödüllü aktör Geoffrey Rush'ın hayat verdiği David Helfgott ,  daha küçük bir çocukken piyano çalma kabiliyeti keşfedilen ve babasının kazanma hırsıyla yetiştirdiği genç bir
piyanistken Royal College of Music'ten aldığı teklif  onu 10 parmakla çalınmasının imkansıza yakına görüldüğü ve dünya üzerinde çalabilen birkaç kişinin bulunduğu Rachmaninov'un 3.Concerto'sunu eksiksiz çalmaya kadar götürür.Fakat bu parçayı çalmanın bedelini şizofreni ile ödeyen David'in  o ana kadar başarılarla dolu hayatı bir anda trajediye döner ama David yaşama sevinci ve olağanüstü yeteneğiyle hayata tutunur.



Her sene en az bir defa Türkiye'ye gelen David Helfgott ölmeden önce dinlenilmesi gerekendir.Shine(1996) ise bu hikayeyi Geoffrey Rush'ın müthiş oyunculuğuyla izlemek isteyenler için müthiş bir film olarak karşımıza çıkmaktadır.



"her kim ki babasina karsi cikar, o insan kahramandir."

27 Aralık 2011 Salı

Doğal İktisat-İktisat neden neredeyse her şeyi açıklar

''İktisat öğrenmek yeni bir dil öğrenmeye benzer.Yavaş  yavaş ilerlemek ve her fikri çeşitli bağlamlarda değerlendirmek önem taşır''

Robert H. Frank'ın iktisadı sayılara grafiklere boğmadan , hayatın içine entegre edilmiş haliyle sade bir dille anlattığı ''Doğal İktisat-İktisat neden neredeyse her şeyi açıklar''  , iktisadı teoriden çok pratikte görmek isteyenler ve   iktisadın aslında ne olduğunu merak edenler için bir solukta okunabilecek eğlenceli bir kitap.
11 bölümden oluşan kitabın her bir bölümünde yazara çoğu iktisat öğrencisi tarafından yöneltilen ilginç soruların cevapları yer alıyor.Örnek verecek olursak :

  • Kahverengi kabuklu yumurtalar neden beyaz olanlardan daha pahalıdır?
  • Kamikaze pilotları neden kask takıyorlardı?
  • Büyük şehirlerde taksiler sarı renkli iken , neden küçük yerlerde taksilerin renkleri farklıdır?
  • Neden süt dikdörtgen kutularda satılırken meşrubatlar yuvarlak şişelerde satılır?
  • Neden pek çok barda su parayla satılırken fıstık bedavadır?

gibi birçok ilginç soru bir o kadar ilginç ve tamamiyle iktisadi temele dayanancevaplar kitabın içerisinde bulunmakta.

Her gün karşılaştığımız muammaların arkasındaki sırları keşfetmek ve en garip bilmeceleri çözmek için zihin açıcı ve çok eğlenceli bir kitap ''Doğal İktisat-İktisat neden neredeyse her şeyi açıklar''