5 Ocak 2012 Perşembe


Uzak İhtimal ; ha deyince birinin öldüğü birinin hapse girdiği , bir müezzinin rahibeye aşkı gibi güzel bir konuyu çok basit bir şekilde anlatan , beklentilerin çok çok altında kalan bir film..Olmamış ne yazık ki.. 6/10

4 Ocak 2012 Çarşamba

Bahman Ghobadi



1968 doğumlu, 30 civarı kısa filmi, 5 uzun metrajlı filmi olan iranlı kürt yönetmen.Profesyonel olmayan insanları , halkın ta kendisini filmlerinde oynatan ve onlara öz yaşamlarını oynama fırsatı veren Bahman GhobadiSarhoş Atlar Zamanı (2000) , Marooned in Iraq (2002) , Kaplumbağalar da Uçar (2004) , Half Moon (2006) , Kimsenin İran Kedilerinden Haberi Yok (2009) filmlerinin yönetmenidir.Film yapmak için evindeki bütün eşyaları satacak kadar sinemaya kendini adamıştır.




Gobadi, 'Sarhoş Atlar Zamanı' filmi ile 2000 yılı Cannes Film Festivali’nde "Altın Kamera Ödülü", "Genç Sinema Ödülü" ve "Fipresci Ödülü"ne layık görüldü.   .Çekimleri İstanbul'da devam eden 'Gergedan Mevsimleri' filminde Yılmaz Erdoğan , Beren Saat ve Monica Bellucci gibi oyuncuları castına alarak büyük yankı uyandırmıştır.http://www.imdb.com/title/tt1850419/

Kaplumbağalar da Uçar filmini 'diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına' armağan eden Bahman Ghobadi , sadece İran değil, haksızlığın, zulmün, baskı ve şiddetin hüküm sürdüğü her coğrafyada sesini canı pahasına, sesinin kısılması pahasına yükselten bir yönetmen olarak anılmaktadır.



“ Sarhoş Atlar Zamanı ” ne anlama geliyor? sorusuna :


''Filmi çekerken, karlı dağlar ve diğer tehlikeler karşısında cesur kaçakçılar kadar hayvanların da çok büyük zorluklar çektiklerini fark ettim. Aşırı yük taşımaya ve soğuğa dayanabilmeleri için sahipleri içtikleri suya viski katıyordu. Böylece hayvanlar istemedikleri bir sarhoşluk içinde oluyorlardı'' diyerek cevap vermiştir.




Filmlerine isim verme konusunda hayvanlardan vazgeçmeyen bir  yönetmendir ayrıca ;

  • sarhoş atlar zamanı
  • kaplumbağalar da uçar
  • kimse iran kedilerinden bahsetmiyor
  •  gergedan mevsimi

http://www.bigglook.com/biggcinema/haftaninroportaji.asp?kno=49 -Bahman Ghobadi ile röportaj..


ve bir söyleşi : http://www.youtube.com/watch?v=9mTQrvPNvXc&NR=1

Kaplumbağalar da Uçar


öyküye göre ;  göl kenarında yaşayan bir kaplumbağa sürekli çevresindeki kuşları izler onlara imrenirmiş. zamanla bu kuşlarla arkadaş olmuş ve onlarla hislerini paylaşmış. 

küçük kaplumbağa gölün diğer tarafına gitmek istiyormuş. ama kendi gidecek olsa bir ömür sürermiş bu gezi. "keşke sizin gibi uçabilseydim" demiş kaplumbağa. kuşlarsa bu dileğini yerine getirmek istemişler. "uçabilirsin" demişler kaplumbağaya. "kaplumbağalar da uçar." 

bir dal almış iki kuş. iki yandan tutacaklar ve kaplumbağayı karşıya geçireceklermiş. "tek yapman gereken dalı sıkıca ısırmak demişler." ısırmış kaplumbağa. yükselmiş yükselmişler. uçmuş uçmuşlar. kaplumbağa korkmuş yükseklerden. heyecanla bağıracağı an çenesi açılmış. suya düşmüş kaplumbağa. ait olduğu yere. kendi yavaş, imkansız hayatına...


Agrin'in filmin başında sırtında çocuk ile görülmesi ve bu sahnenin filmin kapağında da yer alması bize kabuğunun hep ona yük olduğu kaplumbağayı hatırlatıyor.Filmin sonunda kaplumbağa yükünü bırakıp uçmaya gidiyor yükseklere,kabuğunu bırakarak..ama yine kabuğu olmadan yaşayamıyor..

Amerika Irak savaşının arefesinde Türkiye-Irak sınırında çoğu çocuk olan ve köhne tanklarda çadırlarda yaşayan kürtlerin ' Ne çok acı var ' dedirten hikayesini anlatıyor film..yöreden bulduğu çocuklardan Oscar'lık oyun çıkartan ve onları filmleri için asistan yaparak övgüyü hak eden  Bahman Ghobadi'  nin doğru çevirisiyle 'Kaplumbağalar da uçabilir' , acı eşiğimize fazlasıyla dokunan , gerçeğin ta kendisi bir film..izlenmeli..



Soundtrack


2 Ocak 2012 Pazartesi

Kavşak (2010)


'Önünde bir kavşak belirdiyse hayatın değişecek demektir'

Herkesin özellikle sonuyla alakalı yorumlarda neredeyse yerin dibine soktuğu ama benim çok beğendiğim film nedense.Güven Kıraç'ın olması filmin güzel olacağı (sonralarda realiteye dönüşen)ön yargısını ilk sahnede veriyor ama bence film eleştirilerin aksine aldığı tüm ödülleri (en iyi kadın oyuncu , en iyi yönetmen , en iyi müzik vs vs) hak ediyor.Merak uyandıran gizli saklı gerçekler filmin başında merak duygumuzu epey bir okşuyor ve hayatlar bir kavşak'ta kesişen arabalar gibi kesişip aynı kavşaktan ters istikamete dönüyor , değişiyor.Filmin sonu da bizi bir kavşak'a götürüyor , devam edenin durmadan devam ettiği , durmakta zorunda olanın ebediyen durduğu..Flu bir atmosferle izleyiciye yansıyan film Güven Kıraç'ın mükemmel oyunculuğuyla izlenmesi gereken güzel bir film olarak karşımıza çıkıyor..

not : Filmin afişini bulmak için google'a yazdığımızda çıkan tek şeyin 'bildiğimiz kavşak' olması filmin hakettiği değeri alamadığının bir göstergesi..


insan kavşak'ta dururken sağından solundan  hayatlar , fırsatlar gelip geçer ya umarım vereceğimiz sinyal bizi doğru olana götürür..


bütün 
kavşaklar kararsızdır... 
kararını adımın açıklar 
yollara... 


ve bütün kararlar zararsızdır... 
zararını korkular serpiştirir 
yollara... 


ve bütün korkular yararsızdır... 
korkuların,korkular yaratır 
boşuna...
                              İlhan İrem



Entelköy Efeköy'e Karşı


Oscar Adayı Dondurmam Gaymak'ın yönetmeni Yüksel Aksu'nun ikinci filmi 'Entelköy Efeköy'e Karşı' , entel'lerle efe'leri karşı karşıya getiren tam bir ege filmi.Başrollerinde Şahin Irmak ve Ayşe Bosse'nin olduğu filmde Bulutsuzluk Özleminin solisti Nejat Yavaşoğulları ve Kafa Dengi programından tanıdığmız Selahattin Yusuf da rol alıyor.

Termik santralin köylerine büyük hizmet olacağını düşünen efe'lerle , doğayı mahvedeceğini düşünen entel'lerin tatlı sert mücadelesi filmin temelini oluştururken vermek istediği mesaj sonunda sanki biz anlamamışız gibi Yüksel Aksu tarafından açıklansa da doğayı koruma açısından büyük önem taşıyor.Film bu açıdan incelendiğinde Ege'nin bağrından insanları ve Şahin Irmak'ın müthiş oyunu ile vakit ayrılabilecek eğlenceli bir yapım olarak göze çarpıyor , fakat film boyunca ağızlardan eksik olmayan tek şey küfür oluyor.Ege insanı hem küfürde hem şivede bu kadar aşırı mıdır? Her yıl bir en az bir ayımı Ege'de geçirdiğim için öyle olduğunu pek sanmıyorum.Bu aşırılık Topraktan yapılan heykellerin belirli uzuvlarının devamlı olarak kullanılmasında da karşımıza çıkıyor malesef.Cem Yılmaz'la ilk örneğini gördüğümüz espri değeri pek taşımayan heykeller bu filmde gereksiz yere abartılmış ve hiç hoş olmamış.Tüm bunlar göz önüne alındığında vasat bir film olarak görülebilecek 'Entelköy Efeköy'e Karşı' verdiği mesaj göz önüne alındığında 'vakit ayrılabilir' bir film olmaktan öte gidemiyor malesef..



Kaymakam olarak Selahattin Yusuf tercihi tartışılabilir çünkü oyunculuk geçmişi olmadığı çok belli olduğu için pek bi sırıtmış kafa dengi ;)

1 Ocak 2012 Pazar

Nokta


Derviş Zaim'in hat sanatını işleyen filminin inanılmaz güzel kapağı..
Yönetici olunca ne yapacaksın?


Önce ilk şoku atlatacaksın. Daha düne kadar burun kıvırdıklarından biri şimdi sen oldun. Alışacaksın. Eleştirmenin tatlı ağırlığı artık başkalarına ait, sen sorumluluk taşıyacak, çözüm bulan olacaksın. Liderliğini kabul ettireceksin. Dayatma ile olmaz, insanları kazanmanın yolunu bulacaksın. Eğer çocukların varsa, ebeveynlik ile yöneticilik arasındaki ortak noktaları hızlıca fark edeceksin. Edersen işin kolaylaşır. Bir defa devamli izlendiğini bileceksin. İnsanlar söylediklerine değil, yaptıklarına bakacaklar. Sonra da senin yaptıklarını yapacaklar. Dikkatli olacaksın, boş bulunmayı unutacaksın. Rol modelin sadece son moda ve teorik bir ifade olmadığını yaşayarak öğreneceksin. Sinirlenecek, dişlerini sıkacak, öfkeni kontrol edip, gülümseyeceksin.
Arada kalacaksın. Patronla, çalışanlar arasında. İş ortakları ile kendi satış organizasyonun arasında. Tedarikçiler ile satın alma organizasyonu arasında. Yöneticin ile sana direkt bağlı kişiler arasında. Tost olmaya alışacaksın. Hani o sık kullanılan laftaki gibi zevk almaya çalışacaksın. Şirketin bakış açısı diye bir şey olduğunun farkına varacak, iyi anlamaya ve anlatmaya çalışacaksın. İnsanlarla uğraşmanın hem dünyanın en keyifli, öğretici, geliştirici şeyi olduğunu görecek, hem de dünyanın en zor işinin dayanılmaz ağırlığını omuzlarında hissedeceksin. İletişim kanallarını hep açık tutacak, ulaşılır olacaksın. Her problemi çözmeye, her sorunu ortadan kaldırmaya, her değişikliği hayata geçirmeye gücünün yetmeyeceğini gördüğün zaman demoralize olmayacaksın, yapabileceklerine odaklanacaksın.
Sahi hala Yönetici olmak istiyor musun?

SERDAR URÇAR Hewlett-Packard (HP) TÜRKİYE CEO'SU..