13 Şubat 2012 Pazartesi

Caesar Must Die



Berlinale'de Paolo ve Vittorio Taviani Kardeşler'in 'Sezar Ölmeli' filmi önceki güne damga vurdu. Mahkûmların sahnelediği bir oyunun hikâyesi

Paolo ve Vittorio Taviani Kardeşler’in Berlin’de En İyi Yönetmen ödülünü almaları sürpriz olmaz. Daha festivalin ikinci gününde böyle bir yorum yapmak biraz iddialı olabilir ama Taviani Kardeşler’in birlikte yönettikleri 76 dakika uzunluğundaki ‘Sezar Ölmeli/ Ceasar Must Die’, gerçekten çok farklı, etkileyici ve çok yenilikçi bir film. 

Azılı mahkûmların tutulduğu bir hapishanede, mahkûmların rehabilitasyonu amacıyla bir tiyatro oyununun sahneye konması planlanıyor. Önce oyuncular seçiliyor, seçim sırasında mahkûmların bir kez hüzünlü, bir kez de hiddetli olarak adlarını, soyadlarını, doğdukları yeri ve doğum tarihlerini kamera karşısında söylemeleri isteniyor. Sonra provalar başlıyor ve tam bu sırada izleyicide “Bu da ne, yine sıkıcı bir Shakespeare uyarlaması mı izleyeceğiz?” düşüncesi oluşuyor. Filmin en güçlü yanı sanırım bu, çünkü böyle düşünen izleyiciler film ilerledikçe çok utanıyorlar. 
Shakespeare’in ‘Julius Sezar’ını bir hapishanede mahkûmlara oynatmak ve tüm hazırlık sürecini filme almak şüphesiz çok zekice bir düşünce. Taviani Kardeşler bir arkadaşlarının hapishanede izlediği oyunda ağladığını öğrenince gidip oyunu izlemişler ve mahkûm-oyuncuların kendilerini Dante ile özdeşleştirdiklerini ve oyun ile kendi yaşamları arasında bağlantı kurabildiklerini fark etmişler. Sonra mahkûmlardan ve eski mahkûm oyunculardan oluşan bir ekiple çekimlere başlanmış. 
Taviani Kardeşler gösterimden sonraki basın toplantısında hayatları boyunca Shakespeare’den çok yararlandıklarını, onu bir baba, kardeş, bir oğul gibi gördüklerini söylediler. Artık çok yaşlandıkları için Shakespeare’i biraz değiştirerek sinemaya uyarlama hakkını kendilerinde bulduklarını, Julius Sezar oyununun da bir hapishanede sahneye konmak için çok uygun olduğunu belirttiler. Hapishanede çalışmaya başladıktan sonra hapishaneyi daha iyi anlayabildiklerini ve oranın Amerikan filmlerinde gösterildiği gibi olmadığını fark ettiklerini eklediler. Mahkûm-oyuncular geçmişte yaşadıklarını da rollerine taşıdıkları için gerçek oyunculardan çok farklıymışlar. Brütüs’ü oynayan oyuncu sekiz yıl yattıktan sonra çıkmış ve rol teklif edildiğinde tekrar hapishaneye dönmüş. 

Hayatları da değişti 
Taviani Kardeşler deneme çekimlerinde Shakespeare’in birçok mesajı olduğunu fark etmişler. Mahkûmlar cezalarını çekerken oynadıkları bu oyunda bir türlü affedilme dileğini de dile getiriyorlarmış. Çekimler altı ay sürmüş, filmde rol alan bir mahkûm halen oyuncu olarak çalışmaktaymış, hapishaneden çıkan bazı mahkûmlar da bir tiyatroda çalışıyorlarmış. Bazıları ise hâlâ cezalarını çekiyorlarmış. Bu arada filmde rol alan iki mahkum yazdıkları kitaplarla ses getirmişler. 
Eğer bir filmden çıktıktan sonra bir replik beyninizi sürekli meşgul ederse o film iyi bir filmdir: Mahkûm-oyunculardan biri filmin sonunda şöyle diyor: “Sanatla tanıştığımdan beri bu hücre benim için bir hapishaneye dönüştü.”
Ahmet Boyacıoğlu - Radikal 13.02.2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder