11 Ocak 2012 Çarşamba
Sinek Isırıklarının Müellifi
Barış Bıçakçı'nın son kitabı.Ankara'da toplu konutta yaşayan ve 35 yaşın biyografisinde işini bırakıp yazarlığa geçmek için ideal bir zaman olduğunu düşünen Cemil'in iç dünyasını anlatan , içimizden bir roman 'Sinek Isırıklarının Müellifi'...
Ankara'da yaşayan ya da yaşamış olanların her sayfada kendilerinden bir şeyler bulabilecekleri bir kitap olan 'Sinek Isırıklarının Müellifi' , kısa ve birbirinden ayrık görünen ama hepsi bir yap-boz'un parçası olan bölümlerle Cemil'in iç sorgulamasına tanıklık etmemizi sağlıyor ve bizi dönüp kendi hayatımızı gözden geçirmeye itiyor..Cemil insanın canını yakacak şeylerden bahsederken 'hiç acıtmayan sinek ısırıklarının müellifi olduğunu' söylüyor ,sanki anlattıklarının okuyucuya bir sinek ısırığı kadar etki edeceğini , kitap bir köşeye konduktan sonra unutulacağını bilerek..
Kaybettiklerimiz , kazanmaya çalıştıklarımız ama neredeyse hiç sahip olamadığımız şeylerin romanı Sinek Isırıklarının Müellifi..
Altı çizilecek onlarca yerden bazıları ;
''Kadınlardan ne çok şey istiyoruz diye düşünüyor Cemil . Bizi affetsinler , memelerini göstersinler ve bize ölümsüzlük versinler''
''Aforizma..hani şu kahvaltıda ekmeğin üzerine sürdüğümüz beyaz ve kıvamlı şey.Sizi beslemez ama tok tutar..''
''Halbuki sadece bedeniz ve bununla başedemediğimiz için ruh diye bir şey icat etmişiz..''
''Dünyamızdaki alışılmışın dışındaki her şeyin açıklanması gerekir ve bu hiç de masum bir gereklilik değildir.Açıklama yaparsınız , neden gösterirsiniz , makul gerekçeler sunarsınız , sonra bir de bakmışsınız tam da sizden açıklama bekleyenlerin dilini kullanıyorusunuz , kendi dilinizi değil.Birilerine açıklama borçluysanız borcunuzu daima kendi dilinizi harcayarak ödersiniz.''
10 Ocak 2012 Salı
Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak
Bir Ege kasabasında iki yetim gencin sinemayla ilgili hayallerini , karpuz kabuğundan yapılan gemilere benzeyen hayatlarını konu alan 'Cinema Paradiso' tadında bir film..Ege şivesi çok başarılı,izlediğim en iyisiydi..7/10
6 Ocak 2012 Cuma
5 Ocak 2012 Perşembe
4 Ocak 2012 Çarşamba
Bahman Ghobadi
1968 doğumlu, 30 civarı kısa filmi, 5 uzun metrajlı filmi olan iranlı kürt yönetmen.Profesyonel olmayan insanları , halkın ta kendisini filmlerinde oynatan ve onlara öz yaşamlarını oynama fırsatı veren Bahman Ghobadi , Sarhoş Atlar Zamanı (2000) , Marooned in Iraq (2002) , Kaplumbağalar da Uçar (2004) , Half Moon (2006) , Kimsenin İran Kedilerinden Haberi Yok (2009) filmlerinin yönetmenidir.Film yapmak için evindeki bütün eşyaları satacak kadar sinemaya kendini adamıştır.
Gobadi, 'Sarhoş Atlar Zamanı' filmi ile 2000 yılı Cannes Film Festivali’nde "Altın Kamera Ödülü", "Genç Sinema Ödülü" ve "Fipresci Ödülü"ne layık görüldü. .Çekimleri İstanbul'da devam eden 'Gergedan Mevsimleri' filminde Yılmaz Erdoğan , Beren Saat ve Monica Bellucci gibi oyuncuları castına alarak büyük yankı uyandırmıştır.http://www.imdb.com/title/tt1850419/
Kaplumbağalar da Uçar filmini 'diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına' armağan eden Bahman Ghobadi , sadece İran değil, haksızlığın, zulmün, baskı ve şiddetin hüküm sürdüğü her coğrafyada sesini canı pahasına, sesinin kısılması pahasına yükselten bir yönetmen olarak anılmaktadır.

“ Sarhoş Atlar Zamanı ” ne anlama geliyor? sorusuna :
''Filmi çekerken, karlı dağlar ve diğer tehlikeler karşısında cesur kaçakçılar kadar hayvanların da çok büyük zorluklar çektiklerini fark ettim. Aşırı yük taşımaya ve soğuğa dayanabilmeleri için sahipleri içtikleri suya viski katıyordu. Böylece hayvanlar istemedikleri bir sarhoşluk içinde oluyorlardı'' diyerek cevap vermiştir.
Filmlerine isim verme konusunda hayvanlardan vazgeçmeyen bir yönetmendir ayrıca ;
- sarhoş atlar zamanı
- kaplumbağalar da uçar
- kimse iran kedilerinden bahsetmiyor
- gergedan mevsimi
http://www.bigglook.com/biggcinema/haftaninroportaji.asp?kno=49 -Bahman Ghobadi ile röportaj..
ve bir söyleşi : http://www.youtube.com/watch?v=9mTQrvPNvXc&NR=1
Kaplumbağalar da Uçar
öyküye göre ; göl kenarında yaşayan bir kaplumbağa sürekli çevresindeki kuşları izler onlara imrenirmiş. zamanla bu kuşlarla arkadaş olmuş ve onlarla hislerini paylaşmış.
küçük kaplumbağa gölün diğer tarafına gitmek istiyormuş. ama kendi gidecek olsa bir ömür sürermiş bu gezi. "keşke sizin gibi uçabilseydim" demiş kaplumbağa. kuşlarsa bu dileğini yerine getirmek istemişler. "uçabilirsin" demişler kaplumbağaya. "kaplumbağalar da uçar."
bir dal almış iki kuş. iki yandan tutacaklar ve kaplumbağayı karşıya geçireceklermiş. "tek yapman gereken dalı sıkıca ısırmak demişler." ısırmış kaplumbağa. yükselmiş yükselmişler. uçmuş uçmuşlar. kaplumbağa korkmuş yükseklerden. heyecanla bağıracağı an çenesi açılmış. suya düşmüş kaplumbağa. ait olduğu yere. kendi yavaş, imkansız hayatına...
Agrin'in filmin başında sırtında çocuk ile görülmesi ve bu sahnenin filmin kapağında da yer alması bize kabuğunun hep ona yük olduğu kaplumbağayı hatırlatıyor.Filmin sonunda kaplumbağa yükünü bırakıp uçmaya gidiyor yükseklere,kabuğunu bırakarak..ama yine kabuğu olmadan yaşayamıyor..
Amerika Irak savaşının arefesinde Türkiye-Irak sınırında çoğu çocuk olan ve köhne tanklarda çadırlarda yaşayan kürtlerin ' Ne çok acı var ' dedirten hikayesini anlatıyor film..yöreden bulduğu çocuklardan Oscar'lık oyun çıkartan ve onları filmleri için asistan yaparak övgüyü hak eden Bahman Ghobadi' nin doğru çevirisiyle 'Kaplumbağalar da uçabilir' , acı eşiğimize fazlasıyla dokunan , gerçeğin ta kendisi bir film..izlenmeli..
Soundtrack
2 Ocak 2012 Pazartesi
Kavşak (2010)
'Önünde bir kavşak belirdiyse hayatın değişecek demektir'
Herkesin özellikle sonuyla alakalı yorumlarda neredeyse yerin dibine soktuğu ama benim çok beğendiğim film nedense.Güven Kıraç'ın olması filmin güzel olacağı (sonralarda realiteye dönüşen)ön yargısını ilk sahnede veriyor ama bence film eleştirilerin aksine aldığı tüm ödülleri (en iyi kadın oyuncu , en iyi yönetmen , en iyi müzik vs vs) hak ediyor.Merak uyandıran gizli saklı gerçekler filmin başında merak duygumuzu epey bir okşuyor ve hayatlar bir kavşak'ta kesişen arabalar gibi kesişip aynı kavşaktan ters istikamete dönüyor , değişiyor.Filmin sonu da bizi bir kavşak'a götürüyor , devam edenin durmadan devam ettiği , durmakta zorunda olanın ebediyen durduğu..Flu bir atmosferle izleyiciye yansıyan film Güven Kıraç'ın mükemmel oyunculuğuyla izlenmesi gereken güzel bir film olarak karşımıza çıkıyor..
not : Filmin afişini bulmak için google'a yazdığımızda çıkan tek şeyin 'bildiğimiz kavşak' olması filmin hakettiği değeri alamadığının bir göstergesi..
insan kavşak'ta dururken sağından solundan hayatlar , fırsatlar gelip geçer ya umarım vereceğimiz sinyal bizi doğru olana götürür..
bütün
kavşaklar kararsızdır...
kararını adımın açıklar
yollara...
ve bütün kararlar zararsızdır...
zararını korkular serpiştirir
yollara...
ve bütün korkular yararsızdır...
korkuların,korkular yaratır
boşuna...
İlhan İrem
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






